TCMB’nin haftalık repo ihalelerine dönüşü yatırımcının iştahını besledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dün 1 Mart 2026’da ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verildiğini bildirdi. Karar, TCMB’nin Türk lirası likidite yönetimi çerçevesinde alındı.

Orta Doğu’da 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı sonrasında finansal piyasalarda artan oynaklığın ekonomik etkilerini sınırlamak ve olası piyasa dalgalanmalarını hafifletmek amacıyla TCMB, mart ayında bir hafta vadeli repo ihalelerine ara vermişti. Bu süreçte bankaların likidite ihtiyacı ağırlıklı olarak yüzde 40’lık gecelik borç verme faiz oranı üzerinden karşılanıyordu.

Olağan dışı piyasa koşullarında bankanın daha sıkı ve kontrollü bir fonlama stratejisine geçtiğine işaret eden bu uygulama, dün alınan kararla sona erdi.

TCMB’nin yeniden haftalık repo kanalını devreye alması, likidite yönetiminde olağan operasyonel çerçeveye dönüş sinyali olarak değerlendirildi.

Söz konusu adım, bankaların fonlama maliyetlerinin politika faizine yaklaşabileceği ve piyasa faizlerinde gerileme yaşanabileceği beklentilerini güçlendirirken yurt içi piyasalarda risk iştahını da destekledi.

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi alış ağırlıklı bir seyir izlerken faizlerde gerileme beklentisinin bankaların fonlama maliyetlerini düşürerek karlılıklarını destekleyebileceği öngörüsüyle bankacılık endeksindeki yükseliş yüzde 4’e yaklaştı.

“Kararın zamanlaması sürpriz oldu”

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizini yeniden haftalık repo faizi üzerinden belirleyerek yüzde 37’ye çekmesinin beklentiler dahilinde olduğunu ancak kararın zamanlamasının sürpriz olduğunu söyledi.

Aslanoğlu, TCMB’nin özellikle savaşın başlamasının ardından mevcut para politikası uygulamasını hayata geçirdiğini anımsatarak, son toplantıda TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın savaşta en kötü dönemin geride kaldığına ilişkin baz senaryoya işaret ettiğini belirtti.

Bu çerçevede faiz politikasında normalleşmeye yönelik atılan adımın Merkez Bankasının kendi değerlendirmeleriyle tutarlı göründüğünü ifade eden Aslanoğlu, “Tabii faizin inmesi mevduat ve kredi faizlerine de yansıyacak bir durum. Türk lirasının getirisinin bir miktar daha azalması kurda belki geçtiğimiz 6-7 aya göre önümüzdeki aylarda hareketi hızlandırabilir ama bu yönetilebilir bir hareket olacak. Geçtiğimiz 6-7 aya göre Türk lirasının değer kaybı bir miktar hızlanabilir ama çok kontrolsüz veya çok yüksek bir artış beklememek lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Aslanoğlu, faizlerdeki düşüşün tüketici talebini de canlandırabileceğine dikkati çekti.

Mevsimsel faktörlerin yanı sıra altın fiyatlarındaki yükselişin de iç talebi tekrar canlandırabileceğinin tahmin edildiğini aktaran Aslanoğlu, bu gelişmelerin birleşmesi halinde reel sektörün hem iç hem de dış talep açısından bir miktar rahatlayabileceğini, finansman maliyetlerinin düşebileceğini ancak atılan adımın reel sektördeki tüm sorunları ortadan kaldıracak ölçüde güçlü bir hamle olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Aslanoğlu, faizlerdeki düşüşün bankacılık sektörünün karlılığına olumlu yansımasının beklendiğini ifade ederek, “Bankacılık sektörü özellikle faiz düşüşünden olumlu etkilenir. Bunu borsada da görüyoruz, görmeye devam ederiz diye düşünüyorum. Yani faiz düşüşü bankacılık sektörü karlılığına olumlu yansır.” dedi.

“Kısa vadeli faizlerin yönlendirilmesi ve para politikasının operasyonel çerçevesi açısından önemli bir sinyal”

Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör de TCMB’nin, Orta Doğu’da artan çatışmaların ardından 1 Mart’ta ara verdiği bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlayacağını açıklamasının 13 Ağustos Enflasyon Raporu sonrasındaki beklentileriyle uyumlu bir gelişme olarak öne çıktığını kaydetti.

Mevcut durumda piyasada yaklaşık 1 trilyon lira seviyesinde likidite fazlası bulunduğunu aktaran Gözgör, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bu nedenle repo ihalelerine yeniden başlanmasının piyasaya anlamlı miktarda ilave Türk lirası likiditesi sağlamaktan ziyade, kısa vadeli faizlerin yönlendirilmesi ve para politikasının operasyonel çerçevesi açısından önemli bir sinyal niteliğinde olduğunu düşünüyoruz. Bu kapsamda kararın ardından TLREF, BIST repo ve depo ihale faizlerindeki gelişmeler yakından takip edilecek. Kararın, özellikle bankacılık, GYO ve holdingler ile endeks ağırlığı yüksek hisseler öncülüğünde Borsa İstanbul açısından genel olarak olumlu karşılanmasını bekliyoruz.”

Kaynak: AA

Kaynak: Diriliş Postası

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.