Bilim Kurulu üyelerinden “Büyük deprem mi geliyor?” sorusuna yanıt
AFAD Deprem Bilim Kurulu üyelerinden İstanbul Adalar fayında meydana gelen depremlere ilişkin açıklama yaptı. Uzmanlar, “Büyük depremin habercisi mi?” sorusunu yanıtladı.
İstanbul Adalar açıklarında 18 Ağustos’tan bu yana 170 mikrodeprem meydana geldi.
Adalar çevresindeki deprem hareketliliği İstanbullularda paniğe neden olurken “Marmara depremi habercisi mi?” sorusu da uzmanlar tarafından cevaplanmaya başladı.
AFAD Deprem Bilim Kurulu’ndan Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Prof. Dr. Bahadır Aktuğ, Prof. Dr. Şerif Barış ve Prof. Dr. Şükrü Ersoy deprem hareketliliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
170'ye Yükseldi
Marmara Bölgesi genelini 304 deprem gözlem istasyonuyla izleyen AFAD bünyesinde, derinliği 300 metreye ulaşan 10 derin kuyu gözlem istasyonu bulunuyor.
Büyüklüğü 1’in altındaki mikro depremleri dahi ölçebilme imkanına sahip bu hassas istasyonlar sayesinde, bugün saat 15.00 itibarıyla bölgede 170’i aşkın sarsıntı kaydedildi.
BÜYÜK DEPREM HABERCİSİ Mİ?
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, depreme ilişkin açıklama yaptı.
Salı gününden beri belirli kümelenmeler oluşturacak şekilde büyüklüğü 3,2’ye varan 170’in üzerinde mikro deprem aktivitesi yaşandığına işaret eden Sözbilir, “Depremlerin önemli bir bölümü Adalar fayına yakın noktada gerçekleşiyor.” dedi.
AFAD çözümlerine göre sarsıntıların 5 ila 13 kilometre derinlikte, farklı odak mekanizmalarıyla gerçekleştiğini aktaran Sözbilir, şöyle devam etti:
“Bugün elimizde, bir mikro deprem kümesinin büyük depremin habercisi olduğunu önceden ayırt edebilecek güvenilir bir yöntem yoktur. Bir depremin ‘öncü şok’ olduğu ancak arkasından büyük deprem geldiğinde geriye dönük olarak anlaşılabilir.”
“1999 DEPREMİNDEN BERİ HAREKETLİLİK SÜRÜYOR”
Sözbilir, “Bölgedeki mikro deprem aktivitesi 1999 Kocaeli-Düzce depremlerinden beri, belirli aralıklarla devam ediyor, tabii ki belirli ölçeklerde gerilimi ve stresi azalttığını söyleyebiliriz.” diye konuştu.
“FAYLAR DÖNEMSEL OLARAK SARSINTI KÜMELERİ ÜRETEBİLİR”
Deprem Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Şükrü Ersoy da Marmara Denizi’nde son günlerde meydana gelen sarsıntıların Adalar fayı üzerinde yoğunlaştığını belirtti.
“Faylar dönemsel olarak bu tür küçük depremler ve sarsıntı kümeleri üretebilir.” diye konuşan Ersoy, “AFAD gelişmeleri titizlikle takip etmektedir. Vatandaşlarımızın paniğe kapılmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.” şeklinde konuştu.
SPEKÜLATİF PAYLAŞIMLARA DİKKAT!
Sosyal medyada bu sarsıntıların büyük bir depremin habercisi olduğuna yönelik paylaşımlara değinen Ersoy, “Bu tür söylemler etkileşim amacıyla maalesef sıkça kullanılmakta. Küçük bir hareketliliğin ardından hemen büyük bir deprem geleceğini öne sürmek spekülatiftir. Depremin kesin zamanını önceden bilmek bilimsel olarak mümkün değildir.” ifadesini kullandı.
Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tartışmamız gereken konu fayların ne zaman kırılacağı değil, yapı stoklarımızın olası bir sarsıntıya ne kadar hazır olduğudur. Güçlü ve depreme dayanıklı yapılara sahip olduğumuz sürece endişe edilecek bir durum kalmayacaktır.”
“MEVCUT DEPREMLER KESİN SONUÇ İÇİN YETERLİ DEĞİL”
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Ankara Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahadır Aktuğ ise bölgedeki fay mekanizması ve hareketliliğe ilişkin, “Bu fayın aktivitesiyle ilgili literatürde farklı görüşler var. Mevcut küçük ölçekli depremler, fayın bütününe yönelik kesin bir sonuca ulaşmamız için tek başına yeterli veri sağlamıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde de zaman zaman benzer sismik kümelenmelerin kaydedildiğini belirten Aktuğ, bu tür küçük hareketliliklerin doğrudan büyük bir depremin habercisi veya öncüsü olarak yorumlanmasının bilimsel temeli olmadığını kaydetti.
Bir depremin öncü niteliği taşıyıp taşımadığının ancak olası bir ana şok sonrasında geriye dönük anlaşılabileceği, mevcut tablonun ise spekülasyondan uzak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“44 KİLOMETRELİK FAYDA 7 KİLOMETRELİK HAREKET VAR”
Aktuğ, depremlerin fay üzerindeki dağılımına ilişkin şunları söyledi:
“Depremlerin fay doğrultusu boyunca dağılımını incelediğimizde zamana bağlı bir korelasyon görmüyoruz, yani depremsellik fay boyunca ilerlemiyor. Adalar fayı yaklaşık 44 kilometrelik bir hat ve aktivite bunun yalnızca 7 kilometrelik çok sınırlı, lokal bir kesiminde yaşanıyor. Kademeli bir tetiklenmeye işaret eden herhangi bir derinlik veya doğrultu göçü gözlemlemiyoruz. Dolayısıyla bu veriler, bir sonraki büyük depremi tetikleyecek bir örüntü sunmuyor.”
Vatandaşların yalnızca AFAD ve yetkili resmi kurumların açıklamalarını dikkate alması gerektiğini vurgulayan Aktuğ, temelsiz iddiaların ve kontrolsüz açıklamaların kimi zaman doğrudan konut fiyatlarını, arsa değerlerini ve sigorta piyasalarını etkilemeye yönelik spekülatif bir enstrümana dönüşebildiğine dikkati çekti.
“‘BÜYÜK DEPREM OLMASI GEREKİR’ DİYE BİR KOŞUL YOK”
Deprem Bilim Kurulu üyesi ve Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış da Marmara Denizi Adalar fayı üzerinde son günlerde kaydedilen hareketliliğe ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Bunlar bizim geri plan depremselliğimiz dediğimiz küçük küçük parçaların kırılması sonucu oluşur.” açıklamasını yapan Barış, Türkiye genelinde benzer süreçlerin sıklıkla yaşandığını söyledi.
Barış, “Defalarca bu tür deprem etkinlikleri oldu ve arkasından ne orta büyüklükte ne de büyük bir deprem oldu. 60 ya da 70 depremden sonra büyük deprem olması gerekir diye bir koşul yoktur.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu hatırlatan Barış, spekülasyonlar yerine AFAD gibi yetkili kurumların verilerine itibar edilmesini istedi.
Barış, can ve ekonomik kayıpların önüne geçmek için risk yönetiminin merkeze alınması gerektiğinin altını çizerek, sivil toplum kuruluşları, iş yerleri ve ailelerin kendi acil durum afet planlarını eksiksiz hazırlaması çağrısında bulundu.
Kandilli Rasathanesi'nden De Açıklama Geldi
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, meydana gelen mikrodepremlere ilişkin açıklama yaptı.
Kandilli’den yapılan açıklamada; 18 Ağustos saat 06.00 ile 20 Ağustos saat 13.00 arasında Adalar’ın güneyinde yaklaşık 20 kilometre yarıçaplı bir alan içerisinde büyüklükleri 0.7 ile 3.1 arasında değişen toplam 117 depremin meydana geldiği aktarıldı.
“19 ve 20 Ağustos’ta meydana gelen ve moment tensör çözümü yapılabilen depremler, normal bileşenli oblik doğrultu atımlı odak mekanizmasına sahiptir.” denilen açıklamada kaynak mekanizmalarının birbirleriyle oldukça uyumlu olmasının olayların benzer bir faylanma geometrisi içerisinde geliştiğini gösterdiği ifade edildi.
“MİKRODEPREM DİZİSİ NİTELİĞİNDE”
Kandilli, depremlerin zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir mikrodeprem dizisi niteliğinde olduğuna vurgu yaptı.
Bu tür küçük deprem kümelerinin aktif tektonik bölgelerde zaman zaman gözlenebildiğine de dikkat çekilen açıklamada “Bölgedeki sismik aktivite; depremlerin konum, derinlik, büyüklük ve kaynak mekanizması özellikleri açısından KRDAE Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTIM) tarafından 7/24 izlenmekte ve ayrıntılı olarak değerlendirilmektedir.” denildi.
Kaynak: NTV


Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.