İnsanlığın 12 bin yıllık takı serüveni Ankara’da
Ankara Etnografya Müzesi, 550 eseri bir araya getiren “Elde Vefa, Gözde Zarafet: Takı Sanatının 12.000 Yıllık Öyküsü” sergisine ev sahipliği yapıyor.
Epipaleolitik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne uzanan 550 eseri bir araya getiren ve 60 farklı müzenin koleksiyonlarından 276 eseri ilk kez ziyaretçilerle buluşturan “Elde Vefa, Gözde Zarafet: Takı Sanatının 12.000 Yıllık Öyküsü” adlı sergi, Ankara Etnografya Müzesi’nde sergileniyor.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da ICOM tarafından 2026 yılı Uluslararası Müzeler Günü teması olarak belirlenen “Müzeler Bölünmüş Bir Dünya’yı Birleştiriyor” başlığı kapsamında hazırlanan sergiyi ziyaret ederek değerlendirmelerde bulundu.
12 Bin Yıllık Öykü 550 Eserle Anlatılıyor
Serginin insanlığın 12 bin yıllık takı serüvenini gözler önüne serdiğini belirten Ersoy, takıların yalnızca birer süs eşyası olmadığını; ait oldukları dönemin kültürünü, inançlarını, estetik anlayışını ve toplumsal hayatını yansıtan güçlü birer tarihî belge niteliği taşıdığını ifade etti.
Uygarlıklar arasındaki kültürel, sosyal ve coğrafi benzerlikler ile farklılıkların takıların dili üzerinden ziyaretçilere aktarıldığını belirten Bakan Ersoy, serginin Epipaleolitik Dönem’den Osmanlı Dönemi’ne kadar uzanan kronolojik bir kurgu içerisinde hazırlandığını kaydetti.
Ersoy, 60 farklı müze müdürlüğünün koleksiyonlarından seçilen toplam 550 eserin sergilendiğini, bu eserlerin 276’sının ise ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunulduğunu bildirdi.
Binlerce yıl önce büyük bir ustalıkla şekillendirilen eserlerin, insanın güzellik ve zarafet arayışının, kendini ifade etme biçiminin ve kültürel birikiminin çağlar boyunca nasıl geliştiğini ortaya koyduğunu ifade eden Bakan Ersoy, her bir takının ait olduğu dönemin izlerini bugüne taşıyan ayrı bir hikâye anlattığını belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sergiyi görmek üzere tüm vatandaşları Ankara Etnografya Müzesi’ne davet etti.
Taş Ve Kemikten Modern Mücevhere Uzanan Yolculuk
Sergideki bilgi panoları, takının insanlık tarihindeki gelişimini kullanılan malzemeler, üretim teknikleri ve taşıdığı anlamlar üzerinden de ortaya koyuyor. Anadolu’da takı kullanımının Paleolitik Dönem’in sonlarına kadar uzandığı; Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Boncuklu Höyük gibi yerleşimlerde bulunan hayvan dişleri, deniz kabukları, kemik ve taş boncukların yalnızca süslenme amacıyla değil, statü, bereket ve korunma inançlarıyla da ilişkilendirildiği görülüyor.
Ayrıca sergide takının tarih boyunca yalnızca estetik bir unsur olmadığı; statü, kimlik, inanç, toplumsal hiyerarşi ve aidiyetin de görsel bir ifadesi olduğu vurgulanıyor. Paleolitik Dönem’den Neolitik, Kalkolitik, Tunç, Hitit, Demir, Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Selçuklu dönemleri üzerinden Osmanlı’ya uzanan bu gelişim, modern mücevher anlayışına kadar takip ediliyor.
20’nci yüzyıldan itibaren cam, plastik ve geri dönüştürülmüş malzemelerin de kullanılmasıyla mücevher kavramsal bir ifade alanına dönüşürken granülasyon, telkâri, kakma ve mine gibi geçmişten gelen teknikler günümüz takı üretiminde varlığını sürdürüyor.
Kaynak: NTV


Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.