Seçim haberini beğenmeyen Trump, NBC muhabirini tehdit etti

ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde desteklediği adaylara dair haberinden ötürü NBC sunucusu Kristen Welker’ı hedef aldı.

ABD Başkanı Donald Trump, kasım ayında düzenlenecek ara seçimler öncesinde siyasi adaylara verdiği desteklerin basında ele alınış biçimine tepki gösterdi.

Trump, yaptığı açıklamada, NBC kanalının önde gelen televizyon gazetecilerinden birini ABD medya düzenleme kurumunun olası cezasıyla tehdit etti.

Trump, Truth Social adlı platformundaki paylaşımında Kristen Welker’ı hedef alarak, gazeteciyi “bir zamanların harika programı Meet the Press’in sevilmeyen sunucusu” olarak nitelendirdi.

Welker’ın, partisinin ön seçimlerinde başkanın siyasi adaylara yönelik desteklerinin “karışık sonuçlar” verdiği yönündeki ifadesine karşı çıkan Trump, yarışların yüzde 98 ila yüzde 100 oranında kendi istediği doğrultuda sonuçlandığını savundu.

Pazar günü erken saatlerde NBC televizyonuna konuşan Welker, Trump’ın bu ara seçimlerde belirleyici bir ağırlığa sahip olacağını dile getirmişti.

Destek açıklamalarına değinen Welker, Trump’ın “bazı karışık sonuçlar aldığını, ancak son olarak Senatör Darline Graham tercihinin ön seçim mücadelesinde başarıya ulaştığını” ifade etmişti.

Yorumlarında Welker’ı hedef alan Trump, “Bu kasıtlı yanlışlık nedeniyle kınanması ya da cezalandırılması için FCC’ye bildirilecek” dedi.

Radyo ve televizyon yayın frekanslarının lisanslarını tahsis eden ve denetleyen Federal İletişim Komisyonunu işaret eden Trump, şu ifadeleri kullandı:

“Ne yazık ki tek kişi o değil. Radikal Sol Haberler ‘TRUMP’ olan her şeyi taciz etmek, aşağılamak ve karalamak için elinden geleni yapıyor.”

Welker, 2020 başkanlık seçimlerinde Trump ile seçimi kazanan Demokrat Joe Biden arasındaki münazarayı yönettikten sonra her iki partinin de övgüsünü kazanmış ödüllü bir gazeteci olarak biliniyor.

İsminin açıklanmaması şartıyla pazar günü AFP’ye konuşan bir NBC News sözcüsü Welker’a destek vererek, “Kristen bu sektörün en iyilerinden biridir ve onun arkasındayız” dedi.

Trump’ın verdiği destekler genel olarak eyalet çapındaki makamlar için yarışan Cumhuriyetçi adaylara fayda sağladı.

Ancak kamuoyu desteği gerileyen Trump’ın desteklediği en az 10 aday bu seçim döneminde yenilgiye uğradı.

allotpedia tarafından derlenen verilere göre kaybedenler arasında dört Temsilciler Meclisi adayı ile aralarında Minnesota’daki komplo teorisyeni Mike Lindell’in de bulunduğu altı vali adayı yer alıyor.

Milyarder Trump, New York’ta kışkırtıcı bir gayrimenkul geliştiricisi olduğu yıllardan bu yana Amerikan medyasını kendi lehine kullandı.

Ancak başkan olarak basına ve “sahte haber” olarak adlandırdığı yayınlara karşı sert bir tutum takındı. 

Wall Street Journal ve New York Times dahil birçok gazeteye dava açan Trump, kamu medyasına aktarılan federal fonların kesilmesi talimatını verdi.

Trump yönetimi gazetecilere yönelik kısıtlamaları ve gözdağı girişimlerini artırırken, Trump’ın yakın bir çalışma arkadaşı tarafından yönetilen FCC de yayıncılara hizaya gelmeleri yönünde baskı uyguladı.

Trump açıklamasında, “Başkan Brendan Carr ve Komisyonunun değerli üyelerinin, Ülkemize yönelik bu Tehdidi son derece ciddiye alacağını umuyorum” ifadelerini kullandı.

Son saldırı, Trump yönetiminin aşırı eleştirel gördüğü medya kuruluşlarına karşı aylardır sürdürdüğü taarruzun bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Bu tür girişimler, haber kuruluşları ve büyük yayın ağlarının artan direnciyle karşılaşıyor.

Aralarından birkaçı, uygulanan baskının ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünü koruyan Birinci Ek Maddesi’ni ihlal eden siyasi bir misilleme teşkil ettiğini savunarak FCC aleyhine davalar açtı.

Trump ile Welker arasındaki ilişkiler aylardır gergin bir seyir izliyor.

Başkan haziran ayında, aralarında geçen gergin tartışmanın ardından onunla yaptığı mülakatı aniden yarıda kesmiş; özellikle İran’a karşı yürütülen savaşa dair yöneltilen sorulardan rahatsız olmuştu.

Uzmanlar, FCC’nin yayıncıları veya muhabirleri benimsedikleri görüşler nedeniyle cezalandırma konusunda yasal yetkisi bulunmadığına dikkat çekiyor.

Yale Journal on Regulation tarafından 2025 yılında yayımlanan bir makaleye göre, ABD Yüksek Mahkemesi ABD yasalarının “FCC’ye tartışmalı konuşmaları yasaklama yetkisi vermediğini” teyit etmiş durumda.

Kaynak: NTV

Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Zorunlu alanlar * ile işaretlidir.