Transatlantik köle ticareti ve Afrikalıların tazminat talepleri
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 1998’de 23 Ağustos’u “Köle Ticaretini ve Köleliğin Kaldırılmasını Anma Uluslararası Günü” olarak ilan etti.
Kölelik tarih boyunca Afrika dışında da farklı toplumlarda görülürken Afrikalıların maruz kaldığı transatlantik köle ticareti, milyonlarca insanın zorla yerinden edilmesine ve kıtanın demografik, ekonomik ve toplumsal yapısının zarar görmesine yol açtı.
AA muhabirine 23 Ağustos dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Türkiye merkezli PRAFRICA Düşünce Platformu uzmanları Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden Daula Abdoul Djimmy, Beninli Aboubakar Amadou, Burkina Fasolu Zakaria Sawadogo ile medya ve iletişim araştırmacısı Ganalı Falira Islam Abdullah, köle ticaretinin Afrika’ya etkilerini, Avrupa ve Amerika’ya sağladığı ekonomik kazanımları, köleliğin sona erme sürecini ve tazminat tartışmalarını değerlendirdi.
“Köleliği tek kelimeyle vahşet olarak tanımlayabilirim”
Djimmy, köleliğin yalnızca Afrika’da yaşanmadığının altını çizerek, eski çağlardan itibaren Yunan ve Roma toplumlarında da ev, tarım ve asker kölelerin bulunduğunu anlattı.
Transatlantik köle ticaretinin Afrika tarihinin en ağır dönemlerinden biri olduğunu belirten Djimmy, Avrupalı tüccarların Afrikalıları Amerika’ya götürerek tarım alanlarında çalıştırdığını söyledi.
Djimmy, transatlantik köle ticaretinde Afrika’dan yaklaşık 12,5 milyon kişinin götürüldüğünü, bunlardan yaklaşık 10,5 milyonunun varış noktasına ulaşabildiğini, milyonlarca insanın yolculuk sırasında öldüğünü ifade etti.
İnsanların zorla topraklarından koparılarak başka coğrafyalara götürüldüğüne dikkati çeken Djimmy, “Köleliği tek kelimeyle vahşet olarak tanımlayabilirim.” dedi.
“Avrupa, Afrika ve Amerika’yı birbirine bağlayan üçgen ekonomik sistem”
Amadou, köle ticaretinin yalnızca insanların Afrika’dan Amerika’ya götürülmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Avrupa, Afrika ve Amerika’yı birbirine bağlayan bir üçgen ekonomik sistem söz konusu.” diye konuştu.
Afrikalıların Amerika’daki plantasyonlarda çalıştırıldığını aktaran Amadou, tütün, şeker ve pamuk gibi ürünlerin Avrupa’ya gönderildiğini, sistemin Avrupa’daki sanayi ve sigortacılık faaliyetleri ile Amerika’daki plantasyon ekonomisine önemli katkı sağladığını söyledi.
Amadou, buna karşılık Afrika’nın ödediği bedelin ekonomik kazançla kıyaslanamayacağını vurgulayarak, köleliği “insanın onurunu, özgürlüğünü, her şeyini alan bir sistem” olarak nitelendirdi.
Tazminat tartışmalarına da değinen Amadou, “Bunun bedeli hiçbir tazminatla ödenemez. Artık en önemli görev bize düşüyor, bizlerin Afrikalılar olarak bir daha böyle bir durumun yaşanmaması için elimizden geleni yapmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
“Köleliğin kaldırılmasının en büyük nedeni kölelerin direnişi”
Sawadogo da köle ticaretinin Afrika’ya demografik, ekonomik ve güvenlik alanlarında ağır zararlar verdiğini belirterek, özellikle üretken yaştaki insanların kıtadan zorla götürülmesinin ekonomik gelişmeyi olumsuz etkilediğini anlattı.
Köleliğin sona ermesini yalnızca Sanayi Devrimi’ne bağlamanın doğru olmadığını vurgulayan Sawadogo, “Köleliğin kaldırılmasının en büyük nedeni kölelerin direnişi. Köleler kendileri savaşmaya, plantasyonlardan kaçmaya ve kendi topluluklarını kurmaya başladılar.” dedi.
Sawadogo, 22-23 Ağustos 1791 tarihinin köleliğin kaldırıldığı tarih olmadığını, Haiti’de kölelerin başlattığı direnişi simgelediğini söyleyerek “Kısacası köleliği bitiren süreç, kölelerin direnişleriyle başladı.” diye konuştu.
Köleliği “tahakküm” kelimesiyle tanımlayan Sawadogo, “İnsanın hareket özgürlüğünü, bütün özgürlüklerini elinden alıyor. İnsanın özgürlüğünü başkaları tamamen elinden alıyor.” ifadelerini kullandı.
“İyi tarafından faydalanıyorsanız kötü tarafını da kabul etmeniz gerekiyor”
Abdullah da köleliğin dünyanın farklı bölgelerinde görüldüğünü ancak Afrika açısından transatlantik köle ticaretinin farklı bir boyut taşıdığının altını çizdi.
Köleliğin yalnızca ekonomik ve fiziksel değil, psikolojik etkilerinin de bulunduğuna işaret eden Abdullah, bu etkilerin sonraki kuşaklara kadar uzandığını aktardı.
Abdullah, kölelik döneminin etkilerinin geçmişte kalmadığını savunarak “Köleliğin sorunlarını insanlar hala yaşıyor. O dönemde yapılanlar bitmiş değil.” dedi.
Afrikalılar açısından 23 Ağustos’un bu nedenle önemli olduğunu vurgulayan Abdullah, “Afrika kıtası çok büyük bir zarar gördü. Bence herkes bunu bilmeli.” ifadelerini kullandı.
Köleliği “insansızlık” kelimesiyle tanımlayan Abdullah, bir insanın başka bir insan üzerinde eşya gibi sahiplik kurmasının insan özgürlüğüyle bağdaşmadığını kaydetti.
Kaynak: Diriliş Postası


Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.